24 Kasım 2015 Salı

İlk Kompozisyon

Yunus ile bütün hafta sonu kompozisyon yazma konusu tartıştık, yazı çalışmaları yaptık. Kendi düşüncelerini yazma konusunda çekingen, tedirgin. Öğretmenler günü için bir yarışma düzenlenmiş okulunda. Karikatür, şiir, kompozisyon alanlarından birini seçmesi gerekiyormuş, benim ricam ile kompozisyonu seçti. Klişe şeyler yazma eğiliminde olduğunu görünce ;"  kendine ait düşünceleri" yazma konusunda cesaretlendirmeye çalıştım. Kendi düşüncelerine önem vermiyordu, olması gerekenler üzerinde duruyor ve olması gerekenlere güveniyordu. Aslında tek isteği birincilik kürsüsüne çıkmaktı ve bunun için risk almak istemiyor, herkesin ilk aklına gelen şeyleri yazmak istiyordu. Hiç birincilik kürsüsüne çıkamamış artık o da birinci olmak istiyormuş ve  herkesin hoşuna gidecek şeyi herkes gibi yazmak istiyormuş, yeter ki o da birinci olabilsin. 
Kompozisyon nasıl yazılır diye bilgi veren kitaplar aldık,  okuduk, hepsi özgünlük üzerinde duruyordu, kendine ait düşünceler çok kıymetliydi.
Hafta sonu öğretmenler günü ile ilgili kompozisyonu yazdık ( yazdık diyorum çünkü kendine ait düşünceler ile genel olanlar birbirine karışmıştı ve onları tek tek ayırmak bana düşmüştü). Yazı zor da olsa ortaya çıkabilmişti ve yazının konusu ; öğretmenlerine kendi düşüncelerini hediye edebilmek için kendini tanıtma çabasıydı. Yeni geldiği bir şehre, okula kendini tanıtmış, eski şehri ile okulunu anmıştı, yazısının bir yerinde öğretmenlerinin kalbini hissettiğini yazmış, öğretmenlerinin sevgisini hissettikçe özgürleştiğini belirtmiş ve öğretmenler günü hediyesi olarak " kendi düşüncelerini hediye etmek" istediğini belirterek kompozisyonunu bitirmişti. Bir gün sonra on yaşına basacak bir çocuk için iyi bir iç döküş olmuştu. Kendi düşüncelerine güvenmesini öyle salık vermişim ki,  dereceye girenleri kürsüye çağırma sırasında yüreği ağzında adının söylenmesini beklemiş. Eve geldiğinde annesine kırgındı yada artık annesinin her dediğini dinlemesi doğru değildi, kendi bildiği üzerinde ısrar etseydi o da dereceye girebilir hatta birinci bile olabilirdi ve öğretmenleri onu da öpecekti. Birinci olmak , yüksek not almak önemli değil, önemli olan sensin, kendini tanımaya çalışmanın, ne yaptığının farkında olmanın değeri hiç bir şey ile ölçülemez diyemedim, çünkü okula sırf " yüksek not alabilmek, birinci olabilmek, öğretmen tarafından taktir edilmek için" gidilirdi.  Kompozisyonunun adı " İlk Kompozisyonum" du herhalde ilk ve son oldu:))
Öğretmenlerin işi öyle zor ki, onlarca çocuk her gün her an gözlerinin içine bakıyor. Bir çocuk öğretmeninin dikkatini çekemediği için artık kendi düşünceleri ile kompozisyon yazmamaya karar veriyor. Bir öğretmen çok kıymetli, kıymeti bilinmeli, değeri her şekilde verilmeli ama ne yazık ki verilmiyor, verilemiyor. Öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum keşke ben de   bir gün sonra on yaşına basacak bir çocuğun ilk kompozisyonundaki  gibi heyecanlı, samimi bir iç döküş ile kutlayabilseydim.

7 yorum:

  1. Ben çocuğun klişe sözleri yazmada neden ısrar ettiğini anlıyorum. Öğretmenlerin ve okulun prim verdiği şeyler onlar. Özellikle ilkokulda. Ortaokulu farkı bir sistemde okuduğum için bir şey söyleyemem. Bazı şeyleri zorla çocukların kafasına sokmaya çalışıyorlar ve sonra da çocuklar bu ezber sözleri tekrar edince görevlerini başarmış sayıyor öğretmenler. Türkiye'de ilkokul seviyesinde özgün düşünceye prim verildiğini sanmıyorum. Okulda başarısız olup, sonradan parlayan insanların nasıl olup da başardığını anlamak buradan bakınca hiç de zor değil. Anlattığınız kadarıyla ben Yunus'un yazdıklarını çok beğendim. Ve çabanızdan da kendi payıma önemli şeyler öğrendim. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Joe; Yunusun ilk yazıları elime geçti taşınırken, sanki yeni doğmuş bebeğin kendiliğinden yüzebildiği gibiydi, henüz okul ile tanışmamış iken düşüncelerini altı yaşının verdiği doğallığı ile yazabilmiş. Okul sıkıntısı adlı bir kitabı yeni bitirdim ,senin yazdıklarını doğruluyor...ben teşekkür ederim...

      Sil
  2. Dun sanirim bir video seyrettim. Ozel cocuklarin ogretmeni her sabah her bir ogrenciyle konusuyor ve onlara en iyi olduklarini soyluyor farkli ifadeleri siralayarak.
    Bir sure sonra o ozel cocuklar birbirlerine iltifat etmeye basliyorlar. Ogretmen de dahil.
    Dolayisi ile, birkac kisiye degil de, herkese yapilsa bu takdir, tum ogrenciler mutlu olur.
    Belki ben de cok ozel yeteneklerimi yok ettim boyle ogretmenlerle.

    Cok hassas bir durum. O zaman hepsini seveceksin, ki cocuk da once kendini, sonra herkesi sevsin.
    Yunus kirilmasin ama, bizim cok begendigimizi ve onu kendisi oldugu icin cok sevdigimizi soylemelisin.
    Umarim bir aksilik cikmaz da, iki hafta sonra gelirim. Umarim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yunus ve diğer çocuklar her sabah yeniden doğuyorlar, her sabah okula yeni yeni gidiyorlar, öğretmenlerininin gözlerinin içine her sabah umutla bakıyorlar , öğretmenlerimiz de bunun farkında, umarım öğretmenlerde her sabah onlar için yeniden doğuyordur...

      Sil
  3. Yazıp yazıp siliyorum yorumumu. Üzülmüş zaten, neden kaşıyorsun diyor içimden bir ses. Sorun, üstünde konuşularak çözülür diyor diğeri.
    Ne yazık.
    Yunus'u okurken on yaşına indim, yeniden önlük giydim, kompozisyon yazdım. Sıradan, bilinen şeyleri değil de, içimdekileri yazdım. Ödüle giden yolda yanlış olduğunu bile bile doğruyu yaptım. Başkası birinci oldu.
    Ve ben özgün olanın değil de, süslenmiş püslenmiş "kopya"nın daha kıymet gören bir şey olduğunu öğrendim ve törpülene törpülene "diğerleri"ne benzedim. Sıradan yaşayıp, farklı olanları eleştirip, birbirimizi beğendik.
    ....
    Ayşe Hanım, çocuklarımız dişli çarkın herhangi bir dişi haline gelmesin diye savaşıyoruz resmen. Karşımızdaki rakip "kolaya kaçma" mıdır, "böyle gelmiş böyle gider" midir, "başımıza icat çıkarma" mıdır bilmiyorum. Tek başına kalmadan nasıl direnirim, onu da bilmiyorum.
    Kalıp istekler yerine kedisinin konuşmasını dileğinden beri Yunuscuğuma hayranım. Bir şekilde onun yaptığının doğru olduğunu hissettirebilsek keşke, mutlu olsa.

    YanıtlaSil
  4. klişe öğretmenlere klişe yazılar gerekiyor.
    özgün, farklı olmak yanlış, hatalı olmak olarak etiketleniyor. kafaların içerisinde de dışına çıkılamayan bir müfredat var..



    YanıtlaSil