6 Mayıs 2016 Cuma

Bir anne olarak isteğim

Anneler gününde çay, tost, ekmek kızartma makinası, parfüm, nevresim takımı, bileklik, kolye istemiyorum. Anne olarak tek isteğim,  oğlumu  daha fazla görebilmek...Henüz on yaşında olmasına rağmen uzun ders saatleri, yoğun ders programları, yazılılar, ödevler, teog hazırlık sınavları, zorunlu etüdler, zorunlu test çözme derslerinden sonra hışırı çıkmış bir halde bir kaç saatliğine eve yollanmışken, evde de boş durmasın tekrar yapsın, test çözsün,  diye uyarıldığımız bir sistemin içinde.
Bir anne olarak görevim; ödevinin altına imza atmak, derslerine çalışıyor mu, anlıyor mu, sınavlarda kaç çıkartıyor, düzenli bir çalışma saati, arkadaşlarından geride mi, program hazırlamak uygulamaya çalışmak, vakit kalırsa ...
Vakit kalırsa oğlumun elinden tutup köye gitmek  istiyordum, matematikten çok hata yapmış  kesirler ile ilgili çalışma kitabının tamamı çözülmeliymiş,  ilkbahar geçmeden kiraz ağaçlarının çiçek açtığı köyümüzde uzun uzun yürümek istiyordum, kesirler kitabı bitemedi, ilkbahar bitti .
Başını hiç dik göremiyorum, ödevlerden, unutmamak için tekrarlardan hep masa başında eğik, kalem tutan parmağı nasırlaşmış. Oysa benim oğlum en az çalışanlardan, zorunlu olmayan hiç bir şeye yollamadığım halde, etütlerden, özel derslerden kaçırdığım halde..  Oysa arkadaşlarının hepsi özel ders, fazladan etüdler alıyor ve geride kalıyor, geride kaldığı için okul beni suçluyor, daha çok çalıştıran anne olmamı istiyor, uyarıyor. Ben nasıl bir anneyim diye sorgulanıyorum, oğlumun iyiliği için teog hazırlıkları, her hafta girdiği teog hazırlık sınavları, zorunlu etüdler, günde dokuz ders, zorunlu etüdler...hepsi büyük bir nimet çocuğum için, niye anlamıyorum. Hayatı bile anlamıyorum. Hayat bir sınav. Okul sınava çalıştırıyor, her gün dokuz saat, her hafta sınav yapılıyor, sınavlarda ortalamanın altında kaldı oğlunuz...Ne biçim annesiniz, arkadaşları çok iyi puan alırken oğlunuz üzülmez mi?
Oğlum ile kiraz ağacının çiçeklerini göremedik diye üzüldük desem beni anlarlar mı?
Ben ne biçim anneyim?
Sınavlardan, teogdan kaçırabildiğim kadar kaçırmak istiyorum, başını kaldırsın, beni görsün istiyorum. Beraber geçirdiğim saatler çoğalsın istiyorum, kaliteli saatler istemiyorum, boş boş oturduğumuz saatlerimiz olsun istiyorum. Anne olarak en büyük isteğim çocuğumla vakit geçirebileceğim saatlerim çok olsun istiyorum...
Kiraz mevsimini kaçırsın istemiyorum...

10 yorum:

  1. Eğer senin bu isteğin seni kötü anne yapıyorsa demek ki ben de dünyanın en kötü annesi olacağım. Boşver varsın biz kötü anne olalım. Yeter ki onları daha çok görelim. ...

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Ayşe, Hayatımı kısacık özetlemeye çalışacağım. Ben 1979 yılında Eczacılığı bitirdim. İş hayatımda okulda öğrendiklerimin ancak %20sine ihtiyaç duydum. Üniversite bana ailemden uzakta yaşamayı, ayakta durmayı vs. öğretti ki bu diplomadan çok daha büyük bir kazanımdı.
    Çocuklarıma gelince.Elbette üniversite bitirmeliydiler. Ama bu hayati bir mesele olmadı benim için. O zamanlar Fen Lisesi-Anadolu Lisesi ve Süper Lise giriş sınavları vardı sadece. Okulda öğrendikleri ile girdiler sınava. Maddi olanaklarım olmasına rağmen onları Özel okula vermedim. Kurslara göndermedim. Ayrıcalıklı olmamalıydılar. İkisi de Süper Lise denilen liseyi kazandılar. Üniversite sınavında kurs ve özel ders aldılar. Şimdi biri ODTÜ, diğeri Hacettepe mezunu
    Okul hayatları boyunca onlara asla ama asla ders çalışın demedim. İlkokul 1. sınıf hariç başlarına oturup ders çalıştırmadım. Sadece benden yardım istediklerinde yanlarındaydım.
    Eğer bugün okula giden çocuğum olsa yine aynı şeyi yaparım. Çocuğum kendini özgür hissetmeli. Öğretmenleriyle de pazarlık yaparım. Çocuğuma ihtiyacı olan şeyleri öğretin fazlasını istemeyin derim. Az önce internette araştırdım. Sınava hiç girmeyen çocuklar sene içinde aldığı notlara göre yerleştiriliyormuş. Eğer öyle bir şey varsa hiç sınava sokmazdım zaten. Neden benim çocuğum sistemin kurbanı olsun. Bu konuda çok katıyım galiba. Bunun da hiç zararını görmedim. Günümüzde açık öğrenim şansları da var. Yani hiç okula gitmeseler bile diploma alabilirler. Hatta eğer bir özel öğretmen ayarlanabilirse devlet okullarında verilen eğitimin çok daha iyisini alabilirler.
    Yani demek istiyorum ki... Tek alternatif devlet okulu değil. Başkalarıyla yarışmak, tepeleme ödevlerle başetmek, öğretmenlerin hırslarına alet olmak zorunda değil çocuklarımız.
    Elbette bu yazdıklarım tamamen kendi düşüncem. Sen daha iyisini düşünürsün evladın için. Yine de asla kıyamıyorum çocuklara. İnan ki bu yarış çok aptalca. Yazık oluyor onlara.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülsüm abla, öncelikle tebrik ederim, gönülden kutlarım seni, anneliğini...Ben de kötü denilebilecek okullardan mezun oldum( dayak, şiddet...) ilkokula dair hatırlamak istediğim bir tane bir anım yok, oysa bütün çocukluğumun yılları geçmişti. Annelik iç güdüleri ile oğlum benim gibi olmasın, oğlum iyi okullarda okusun...
      teşekkür ederim, bu anlamlı yorumunuz için..

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. Merve, sen de olan ama ben de olmayan, olamayan o şey nedir, diye düşünüyorum, çocuklarımızın geleceğini belirleyen...

      Sil
  4. Eskiden sınıf mevcudu en az 50 öğrenciydi. Öğretmen alırdı eline kırmızı kalemi tek tek kontrol ederdi ödevleri. Yıldızlar atar, aferinler yazardı. Şimdi mevcutlar 30 a düştü ama hocamız yetişemiyormuş ödevi bizim kontrol etmemizi imzalamamızı istiyor. O zaman nasıl görecek öğrencinin nerede yanlış yaptığını?

    YanıtlaSil
  5. çok para döndüğü için bu düzeni savunan çok.. kimse normal okul eğitiminin neden yetmediğini,dersanelere,özel derslere neden ihtiyaç duyulduğunu dersanede öğretilen lerin neden okulda öğretilemediğini sorgulamıyor...düzene uymak istemeyenleri de yetersiz anne babalıkla itham edip suçlu hissetmelerine yol açıyorlar...
    suçluluk duygularını hafifletmenin yolu da da para harcamaktan geçiyor. oysa çocukların okul başarısına değil oyun oynamaya ihtiyacı olduğunu keşfetmiş ülkeler de var: https://www.facebook.com/ustunzekalilar/videos/974993692613914/?pnref=story

    YanıtlaSil
  6. Eğitimin niteliği çok daha önemli.. Zira tonlarca para dökülüp, test kitaplarınla bakıştırılan çocukların zorlama başarılar elde etselerde bir yerden sonra tıkandığını düşünüyor hatta görüyorum.. Şimdi ki sistemde her çocuk bir yarış atı misali, başka hiç bir şeye fırsatları yok.. Oysa oyun oynamak, resim yapmak, spor yapmak gibi farklı faaliyetlerde de aktif olmaları gerekiyor. Açıkçası devlet okullarında verilen eğitimdense özel dersle ilerlemenin daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Dershane, kurs, ek dersler.. Toplu eğitimler çocuğu bazen geri de bırakabiliyor.. Tabi bunlar benim düşüncelerim. İnşallah her şey gönlünüzce olur, bir de kiraz mevsimini kaçırmazsınız..

    YanıtlaSil
  7. Nihavent renkler ne guzel yazmışsınız. Sorun tamda bu. Oyle oldugunda gelişmiş bir ülke olacagız. Gulay

    YanıtlaSil
  8. Bu eğitim sistemine tüküreyim. Tası tarağı toplayıp Finlandiyaya göçelim. Ödev yok, günde 3 saaat okul. Yeterli. Dnyanın en zengin en başarılı ülkelerinden. Çocuklarımız sığır gibi çalıştırılacak, ödev ödev ezber ezber e hani ülke sanki marsa gidiyor.

    YanıtlaSil