20 Ekim 2016 Perşembe

En güzel patates kızartması


Yunus bir gün " anne, kendini bilmek ne demek? dedi.
Neden sordun?
İlyas çok güzel top oynuyor ama maçlara katılmıyor, kendini bilmez çocuklarla oynamam diyor.
Kendini bilmek ve kendini bilmezliği futbol maçına indirgeyerek bir kaç kelime ile geçiştirdiğimi hatırlıyorum. İlyas'ı tanıyınca "kendini bilmek ile ilgili bir yazı yazmak istedim.
Apartman komşularım ile komşuculuk oynamaya başladım. Doktor, avukat, hemşire, öğretmen olan komşularımın hepsi çalışıyor. Kapımı sık sık elinde bir tabak ile komşu çocukları çalıyor. Annem sizin de tatmanız için yolladı diyerek uzattıkları tabakların altında üstünde en son modasından peçeteler ile örtülmüş, tarifini internetten aldıkları tam buğday unlu  kestaneli bonibonlu kurdeleli kurabiyeler, kekler...
Yazın bütün bir tatil boyunca sabahın ilk ışıkları ile sokağa düşen bir çocuk görüyordum. Bizim apartmandan çıkıyordu, boyuna göre yaşını 9 ya da 10 olarak hesapladığım bu çocuk kimin çocuğuydu, burada bozkırın sabahı öyle soğuk oluyor ki... Dimdik bir yürüyüşü vardı, kendinden emin o dik duruşu ile sokağın sonuna kadar onu takip ederken nereye gittiği konusunda meraklanıyordum. Yunus tanıyormuş, adı İlyas'mış  apartmanımızın girişinde arka cephede bir daire daha varmış, orada oturuyorlarmış, annesi ve babası markette çalışıyormuş, çok geç eve geliyorlarmış,  patates satan bir yakınlarının tezgahında patates diye bağırıyormuş, pazarlara gidiyormuş . İnternet tarifli bir elmalı pasta yaptığım gün Yunus'un eline altı üstü son model peçeteler ile örttüğüm tabağı verip İlyaslara da götürmesini tembihledim. Akşamın ilerlemiş saatine rağmen İlyas evde tek başına , kapıyı açmış, tabağı almış, teşekkür etmiş. Çok sonraları yine akşamın ilerlemiş bir vaktinde kapımız çalındı, elinde tabağım ile  İlyas. Tabağınızı getirdim diye uzatıyor. Üç tane kocaman yeşil bir şey, ne olduğunu çocuğun önünde çıkarmaya çalışmıyorum,' annene çok teşekkür ettiğimi söyle, çok mutlu oldum gibi şeyler zırvalarken, " annemler işten gelmedi" dedi. Kapıyı kapatıp  mutfağa geçtiğimde Yunus elimdeki tabağa bakarak " Avokado olmalı dedi, komşularımızdan gelen tabaklar statülerini kanıtlar gibi ultra farklı olmasına alışkın olduğumuzdan. Üç yeşil şeyi tabaktan alırken altındaki tuvalet kağıdını gördüm, uzun iki parça halinde kesilmiş, serilmiş. Üç yeşil şey patatesti, İlyas bütün tatil boyunca sabahın ilk ışıkları ile açılan mahalle pazarlarına gidiyor, bir patates tezgahının başında çıraklık yapıyordu.  Annesi ile babası geç geldikleri için sabah onu uğurlayamıyor, uykuda oluyorlardı. Kendi kazandığı patatesleriydi şimdi masada duran üç kocaman patates. Bu kutsal şeylerin süslenmesine hiç gerek yokken benim zavallılığıma karşılık vermek adına son model peçetelerin ikamesi adına iki parça tuvalet kağıdını sermek zorunda bırakmıştım İlyas'ı. Şimdi üç kocaman patatese bakarak  ,  kendini bilmek ne demeği  düşünüyorum. Bilmiyorum. Ama kendini bilmezlik ne demek çok iyi biliyorum.
Kendini bilmeyen insan kandırılır, kandırır, bütün hayatı "yalan" ile geçer.
Tam buğday unlu kekin harikaydı derim, merak etmediğim halde tarifini sorarım. Böyle yaparak komşumu kandırmış olmadığımı düşünürüm çünkü onlar ile geçinmenin tek yolu budur, ( yalnız kalmama adına), çünkü onlar, yaptıkları her şeyi doğru yapanlardandır, karşılarından hep tasdik  dolu bakışlar ile onaylanmak isterler. Hemşire olan komşumun kocası doktor, kocayı elde tutma yollarını anlatmada ustalaşmış, hayatından ve çevresinden örneklerle dolu renkli konuşmasındaki "ben olmazsam kocam yaşayamaz,hayatı cehenneme döner" cümlesinde gözlerinin içine bakarım, kendini nasıl da küçük ve yetersiz gördüğünü anlarım, büyük lafları sadece beni değil kendini de kandırmak için...
İnsan kendini bilse, hangi evlilikler yıkılmadan ayakta kalırdı. Birbirini , kendini kandırmayan kaç tane karı koca çıkardı...

İnsan kendini bilse yalnızlıktan korkmazdı, kandırılmaya ve kandırmaya odaklı eş, arkadaş, komşu, iş, patron,anne, baba, kardeşe ihtiyaç duymazdı.
İnsan kendini bilse savaşlar olmazdı.

İlyas kendini biliyordu, çok güzel top oynadığını biliyordu, kendini bilmezler ile aynı top peşinde koşmuyordu, kendini bilmezlerin takımında kaptan olmaya, göklere çıkarılmaya ihtiyaç duymuyordu.
Masadaki üç kocaman patatese bakarak daha fazla düşüncelere dalmak istemedim,patatesleri kızarttım, İlyas'ın zilini çaldım, eve davet ettim. Bunlar senin patateslerin dedim, hayatımda yediğim en güzel patates kızartmasıydı derken, yüzümde bütün bu düşüncelerin ağırlığını görmüş olsa gerek ki, çocukca gülerek " rica ederim,afiyet olsun" dedi.

10 yorum:

  1. Ooof Ayşe!
    Beni bitirorsun, mahvediyorsun, cin çarpmışa döndürüyorsun.
    Harikasın, -kalemin her zamanki gibi- müthiş!
    Tesbitlerin eşsiz! Empati konusunda kurs vermen lazım.
    Ve sana sadece kitap değil, een kralından bir gazete köşesi lazım.

    YanıtlaSil
  2. Siz nasıl hassas bir kadınsınız? Bütün yazılarınızda, ince detaylarda sürekli bir hüzün var. Hüzünlü ve farkında olan kişiler iyi yazar. Sizin yazılarınızda bir roman tadı var. Merak ediyorum, yokmudur sizin yaşama sevinciniz, doya doya güldüğünüz, mutluluktan uçtuğunuz anlarınız? Bunlarıda okumak isterim. Bu hassaslığınızla beni yanlış anlamayacağınızı tahmin ediyorum. Çünkü ben sizi seviyorum. 💜

    YanıtlaSil
  3. Merhaba Berfin,yazımı okumuş olman ve yorumlaman beni mutlu etti...

    YanıtlaSil
  4. Burada yeni yazını görmek öyle güzel ki..Yazıyı okumadan daha yorum yazacak kadar heyecanlanıyorum,Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  5. Butun yazilarini ben de okuyorum Ayse, hergun yeni yazi var mi diye merak ediyorum ustelik. Bana cok iyi geliyor. Keske diyorum komsusu olsam ama baska turlusunden. iyi ki varsin. Kalemine saglik..

    YanıtlaSil
  6. Ayşe gelmiş, hepimizi şöyle bir silkelemiş, kalbimizin atışını hızlandırmış, tüylerimizi diken diken etmiş..Sevgiler Ayşecim.

    YanıtlaSil
  7. kendimi bilmezlik edip, bu bloğu kaçırmışım yahu.

    YanıtlaSil
  8. Bir yazı hem hüzünlü, hem de umut dolu olabilir mi? Her yeni yazınızı okuduğumda düşüncelere dalıyor, garip bir şekilde de umut doluyorum. Diğer yorumlarda da belirtildiği gibi yazılarınız pek çoğumuza iyi geliyor, kaleminize (klavyenize) sağlık :)

    YanıtlaSil